Kırmızı Saçlı Kadın - Orhan Pamuk



Kaderimizi çizen efsanenin gücü olabilir mi? 

Kral Oidipus efsanesinde Oidipus, Yunanistandaki Thebai şehrinin şehzadesidir. Fakat doğmadan müneccime onun geleceğini sorduklarında onun ileride babasını öldürüp annesiyle evleneceğini öğrenirler. Kehanetten korkan baba doğar doğmaz oğlunu ölsün diye ormana bırakır. Fakat ormanda onu komşu krallığın nedimesi bulunca orada büyür. Büyüdüğü yere kendisini yabancı hisseden Oidipus da müneccime geleceğini sorunca aynı kehaneti öğrenir. Kaderinden kaçmak için büyüdüğü ülkeyi terk eden Oidipus bilmeden kendi şehri Thebai'ye gider ve lüzumsuz bir nedenden dolayı bir adamla tartışır. Adamla dövüşen Oidipus onu bir kılıç darbesiyle öldürür. Bu yaşlı adam öz babasıdır. Kralı öldürdüğünü bilmeyen şehirliler Oidipus'u çok sever ve onu kahraman ilan ederler. Şehrin yeni kralı olan Oidipus  Kraliçeyle de, onun oğlu olduğunu bilmeden evlenir.

Rüstem ve Sührab efsanesinde ise Rüstem İran'da eşsiz bir kahramandır. Bir gün avlanırken atını kaybedince onu bulacağım derken düşman toprağı Turan'a girer. Turan şahı onu çok güzel ağırlar. Rüstem'e aşık olan Turan şahının kızı Tehmine ile çocukları olur ve adını Sührab koyarlar. Yıllar sonra babasının Rüstem olduğunu öğrenen Sührab, "İran'a gidip zalim İran şahını tahttan indirip babamı geçireceğim, Turan şahını da öldürüp yerine geçeceğim. Babam Rüstem ve ben, İran'ı ve Turan'ı, Doğu'yu ve Batı'yı birleştirip bütün Cihan'ı yöneteceğiz." der. Savaş alanında karşı karşıya gelen Rüstem ve Sührab zırhlardan dolayı birbirlerini tanıyamazlar ve savaşırlar. Rüstem orada oğlunu öldürür.

Bu iki efsanenin birinde baba tarafından öldürülen bir oğul, diğerinde oğul tarafından öldürülen bir baba vardır. Fakat o anda Oidipus'un da, Rüstem'in de sanki akılları başlarında değildir. Sanki Allah, babalar oğullarının ve oğullar babalarının canını rahatlıkla alabilsin ve böylece O'nun büyük nizamı sürsün diye bir an babaların ve oğulların akıllarını başlarından alıyordu. Batı'dan Sophokles'in "Kral Oidipus" ve Doğu'dan Firdevsi'nin "Rüstem ve Sührab" efsanelerini bir araya getiren Orhan Pamuk "Kırmızı Saçlı Kadın" romanını ortaya çıkarmıştır. Hatta Orhan Pamuk bir konuşmasında bu iki kitabı sandviç yaptığınızda ortaya ben çıkıyorum demiştir.

Kitabın hemen hemen her bölümünde bir baba eksikliği, baba-oğul ilişkisi, eksik olan baba figürünü doldurmaya çalışma durumu bulunuyor. Tam bir babalar ve oğullar kitabı olduğunu söylenebilir. Üç bölümden oluşan kitabın ilk iki bölümünde yazar karakterleri teker teker dağıtıyor etrafa. Bir yandan kime ne olacak derken, bir yandan da bir Doğu'ya bir Batı'ya gidiyoruz. Son bölümdeyse bütün karakterleri bir araya toplayıp sonlandırıyor romanı. Fakat nasıl bir son? Basit bir hayat hikayesini tarihin en önemli efsaneleriyle karşılaştırmak mümkün mü? Orhan Pamuk bu iki efsaneyle yeni bir efsane yaratmıştır. 

Bir baba adil olmalıdır, adil olmayan baba evladını kör eder.




Yorumlar