Uzattığımız saçlarımızı duygularımızı saklamak için kullandık...
Bugün kadın doğasını en güzel anlatan kitaptan büyük bir coşkuyla bahsetmek istemiştim. Farklı kültürlerden toplanıp kadınların doğasına ilişkin mitlerden 20 yıl gibi bir sürede oluşturulan, en sevdiğim kitaplardan biri olan Kurtlarla Koşan Kadınlar. Olur da kadınlar hakkında konuşmak yerine onları gerçekten anlamak isterseniz, okumanızı öneririm. Fakat okumak yerine konuşmayı tercih edenler için yazıyorum bugün, ilk ve son kez.
İlk olarak 1857 tarihinde fabrika yangınında can veren kadınlar anısına kutlanmasına karar verilen 8 Mart'ı, her yıl 'Dünya Kadınlar Günü' olarak kutluyoruz. Hiçbir şeyin değerini tek bir güne sığdırmak mümkün değil elbette. Fakat her yıl bugün kapsamında yapılan kutlamalarda artan gösterişlerimizle birlikte kadınlara yapılan şiddetin ve kadın cinayetlerinin de artmasının tutarsızlığını görmemek mümkün değil. Kutladığımız şeyin farkında değil miyiz? Sosyal medyada canice katledilen kadınları bir hashtag açıp iki fotoğraf paylaşmanın artık ne kadar rutin bir olay haline geldiğini göremiyor muyuz?
Sayıların hiçbir önemi yok aslında bu gibi durumlarda, zaten ben sayıları söylemeye insanlığımız adına utanıyorum. Bir kişi bile olsa yaşayan bir can vardı, artık yok. Neden yok? Bu durumu normalleştirebildiğimiz için olabilir mi? Sokakta şiddete uğrayan bir kadın gördüğümüzde bunu fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşarak duyurmaya çalıştığımız için olabilir mi? Buna engel olmayan insan, buna göz yumabilen her insan potansiyel bir suçludur. Konuşmak farkındalığı arttırabilir. Susmamalıyız, elbette konuşmalıyız. Fakat konuşmuş olmak için değil...
Bir insanın canını alabilecek kadar pislik varsa içinizde, bunları konuşarak yok sayamazsınız. "Kadına şiddeti kınıyorum" demek kolaydır. "Kadınlara tecavüz edenler idam edilmeli" demek kolaydır. "Ben kadın öldürmem" demek kolaydır. Sosyal medyada herkes konuşuyor, herkes bunun ne kadar iğrenç bir olay olduğunun da farkında. Fakat bu kadar insan konuşuyorken, neden bu kadar kadın öldürülüyor? Çünkü bir kadını öldüren de yine o konuşanlardan biri oluyor.
O izlediğimiz kadınların yardım çığlıkları bir film sahnesinden alınmadı. Vücutlarındaki morluklar makyajla yapılmadı. Annesinin canice öldürülmesine tanık olan çocu
klar da hayatları boyunca bunu aşamayacaklar. Bunu konuşulup geçilecek basit bir gündem haline getirmezsiniz.
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder