Beyaz Diş - Jack London



Vahşi Kuzey Toprakları'nda bir mağarada doğdu Beyaz Diş. Başlarda mağaradan çıkmaz, annesinin gelip onu beslemesini beklerdi. Ama büyümeye başlayınca annesiyle birlikte ava gitmeye ve nasıl avlandığını görerek kendi payına düşeni yapmaya başladı. Ve doğanın en önemli yasasını, etin yasasını öğrendi. İki tür hayvan vardı; kendi türü ve öteki tür. Kendi türü, kendini ve annesini kapsıyordu. Öteki türse yaşayan ve hareket eden diğer her şeyi. Hayatın amacı et yemekti. Hayat, başka hayatlarla mümkündü. Yasa şöyleydi: YA YERSİN YA DA YEM OLURSUN. Ve bütün canlılar bu yasanın hükmü altında yaşıyordu. Dolu bir mide de bütün bu zahmetlerin karşılığıydı. 

Her gün yeni bir şey deneyimliyor ve yeni şeyler öğreniyordu. Yine bir gün, insanları tanıdı. Onların yasa koyan ve yasaları uygulayan yaratıklar olduğunu öğrendi. Sahip oldukları gücü çok beğenmişti. Diğer hayvanlar gibi ısırıp pençelemiyorlardı. Kendi canlı güçlerini, cansız nesnelerle uyguluyorlardı. Beyaz Diş'e göre bu olağanüstü, doğaüstü, tanrısal bir şeydi. Onun insan-hayvanlara duyduğu bu hayranlık, korku ve saygı, bir dağın başında durup dünyaya iki elinden yıldırımlar savuran göksel bir yaratık gören insanın hissedebileceği hayranlığa ve korkuyla karışık saygıya benziyordu. Onlarla bir süre yaşayınca tanrıların yasasını da öğrendi. Fakat sonra hayatında ilk kez beyaz bir adam gördü. Kendi tanrıları bu beyaz derili tanrılar karşısında çocuk tanrı gibi kalmıştı. Beyaz Diş tanrıların tanrılarıyla, üstün tanrılarla tanışmıştı. 

Doğayı ve hayvanları tanıyan Beyaz Diş'in daha öğreneceği çok şeyi vardı. Onu zincirleyip işkenceler eden çılgın tanrıyla yaşamaya başlayınca nefreti öğrendi mesela. Her zamankinden daha yırtıcı ve her şeyin düşmanı olmuştu bu sürede. Zamanla da sevgiyi öğrendi. Yanına yaklaşılmasına bile izin vermezken artık sahibinin kendisine dokunmasına, onu sevmesine izin verdi. Hatta gün geldi, sahibinin yolunu beklerken hastalandı. 

Beyaz Diş'in hikayesiydi bu. İçgüdüleriyle yaşamaya çalışan, bu süre içinde birçok duyguyu yaşayarak veya yaşatarak öğrenen bir yarı kurt yarı köpek olan Beyaz Diş'in. Jack London'ın bu romanı bize Vahşi Hayat şartlarında yalnızca hayatta kalmanın bile belirli adımlardan, belirli kurallara göre mümkün olduğunu gösteriyor Belki bu hikayeyle bazı hayvanların bize olan nefretinin sebebinin bizim onlara olan nefretimiz olduğunu anlarız. 



Yorumlar